Söküm için İtalya’dan Aliağa’ya getirilen gemilere tepki

Türk Toraks Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. İpek Candemir, asbest ve zehirli kimyasal madde barındırdığı iddia edilen İtalya Deniz Kuvvetleri’ne ait 4 gemi ve 3 denizaltının sökülmek üzere İzmir Aliağa Söküm Tesisleri'ne getirilmesine tepki göstererek, “Hem bölge halkında hem de tesis çalışanlarında başta solunum sistemi olmak üzere çoklu vücut sistemini ilgilendirebilecek geri dönüşü olmayacak ve ölüme varabilecek kadar ciddi sağlık etkilerine neden olabilir” dedi.

Türk Toraks Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. İpek Candemir, asbest ve zehirli kimyasal madde barındırdığı iddia edilen İtalya Deniz Kuvvetleri’ne ait 4 gemi ve 3 denizaltının sökülmek üzere İzmir Aliağa Söküm Tesisleri'ne getirilmesine tepki göstererek, “Hem bölge halkında hem de tesis çalışanlarında başta solunum sistemi olmak üzere çoklu vücut sistemini ilgilendirebilecek geri dönüşü olmayacak ve ölüme varabilecek kadar ciddi sağlık etkilerine neden olabilir” dedi.

Türk Toraks Derneği (TTD) Genel Sekreteri Doç. Dr. İpek Candemir, TTD Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu adına asbest ve zehirli kimyasal madde barındırdığı iddia edilen İtalyan Deniz Kuvvetleri’ne ait 4 gemi ve 3 denizaltının sökülmek üzere İzmir Aliağa Söküm Tesisleri'ne getirilmesine ilişkin açıklama yaptı.

Asbestin ekolojik ortama ve insan sağlığına zararına vurgu yapan Candemir, uzun yıllardan beri varlığını sürdüren Aliağa Limanı Gemi Söküm Tersanesi'nin bölgede ciddi derecede hava-su-toprak kirliliği yaratmakta ve tehlikeli çalışma koşullarıyla da iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili endişe verici riskler barındırdığını söyledi. Candemir, “Bu tesislerdeki süreçlerde kullanılan, yan ürün ya da atık şeklinde ortama salınan başta asbest lifleri olmak üzere arsenik, kurşun ve diğer ağır metaller; poliaromatik hidrokarbonlar, tributiltin oksit ve dieldrin gibi toksik maddeler; parçacık maddeler, kısa ve uzun sürede, geniş alanda çevre kirliliğine neden olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, gemi sintinelerinden çıkan petrol bazlı katı ve sıvı atıklar da kıyı kirliliğine neden olmaktadır. Hem bölge halkında hem de tesis çalışanlarında başta solunum sistemi olmak üzere çoklu vücut sistemini ilgilendirebilecek geri dönüşü olmayacak ve ölüme varabilecek kadar ciddi sağlık etkilerine neden olabilir” dedi.

“AKCİĞER VE AKCİĞER ZARI KANSERİ BAŞTA OLMAK ÜZERE ÇOK SAYIDA KANSERE NEDEN OLMAKTADIR”

Candemir, bölgedeki işçilerin gün içinde soludukları asbestin solunum zorluğuna yol açtığını, verilen toz maskelerinin yetersiz kaldığını, işçilerin vücutlarındaki kurşun değerlerinin sürekli yükseldiğini ve işçilere bu konularda eğitim verilmediğini belirtti. Candemir, şunları söyledi:

“Bu tehlike dolu yerde her an ölebilecekleri düşüncesi ile çalışmaktadırlar. Özellikle de bu bölgede asbest yönetimi üzerinden, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda ciddi eksikliklerin ve düzensizliklerin olduğu bilinmektedir. Öyle ki gemi parçaları açık alanda kesildiği için herkesin asbeste maruz kalma riski mevcuttur. Asbest, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) kanserojen maddeler listesinde “insan için kesin kanserojen” tanımladığı Grup 1’de yer almakta, akciğer kanseri ve akciğer zarı kanseri başta olmak üzere çok sayıda kansere neden olmaktadır.”

ÇAKMAKCI KARAKAYA: “TESİSLER, ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ SÜRECİNDEN MUAF TUTULMAKTADIR”

TTD Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Sekreteri Uzm. Dr. Selin Çakmakcı Karakaya da Brüksel merkezli NGO Shipbreaking Platform (STK Gemi Söküm Platformu) tarafından Aralık 2023’te yayınlanan “Türkiye’de Gemi Geri Dönüşümü: Sorunlar ve İleriye Dönük Hedefler” adlı bir raporda belirtilen bulgulara göre, gemi geri dönüşüm tesislerinin kapatılması gereken tehlike kaynakları olarak görüldüğünü söyledi.

Karakaya ise şu ifadelere yer verdi:

“Tesisler, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinden muaf tutulmakta, ayrıca Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) de yapılmamaktadır. Avrupa Birliği (AB) mevzuatı ve Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin getirdiği yükümlülükler tam olarak uygulanmamakta, tehlikeli madde envanter raporları (IHM) eksik gösterilmekte, çevresel sıkı denetim ve takip mekanizmaları etkin bir şekilde işlememektedir. Tam da bu boşluklardan yola çıkarak bu tesisler, çalışma izinlerini aktif olarak ellerinde bulundurmaktadırlar.”

SON 5 YILDA SÖKÜMÜ YAPILAN 714 GEMİDEN 241 TON ASBEST ATIK

Karakaya, şunları söyledi:

“AB standartları nedeniyle birçok ülkenin sökümünü reddettiği deniz araçları için İtalya Savunma Sanayi Ajansı’nın düzenlediği ihaleyi 1,7 milyon Euro ile Ege Çelik adlı şirket almıştır. Söz konusu tesis de AB mevzuatına uymamaktadır. Yalnızca 8’inin AB mevzuatlarına uygun şekilde söküm işlemi gerçekleştirdiği toplamda 22 gemi söküm tesisi bulunan Aliağa’da son 5 yılda 714 gemi sökümü yapılmış, bu gemilerden 241 ton asbest atık çıkmış ve Aliağa’da bertaraf edildiği belirtilmiştir.

“BU DURUM KABUL EDİLEMEZ”

Türk Toraks Derneği olarak her zaman çevreyi ve dolayısıyla halk sağlığını korumanın önemine inanıyoruz. Ülkemizde üretilmemiş olan bu ölüm gemilerinin, üretildikleri ülkeler yerine sökülmek üzere ülkemize gelip uygun prosedürler izlenmeden sürecin işlemesini doğru bulmuyoruz ve bu konuda gerekli önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

26 Nis 2024 - 14:06 İzmir- Çevre



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.


Anket Aldandınız mı?