Özel sektör öğretmenleri “Emeğimiz MEB tarafından patronların insafına bırakılıyor”

Özel sektörde çalışan öğretmenler, bugün TBMM önünde taban maaş haklarının geri verilmesi için açıklama yaptı. Açıklamalarında, “Millî Eğitim Bakanlığı, tabelasında ‘MEB’ yazan tüm kurumların bakanlığıdır. Ve bunların tamamından sorumludur. Oysa bugün emeğimiz doğrudan doğruya MEB tarafından patronların insafına terk ediliyor.

Özel sektör öğretmenleri “Emeğimiz MEB tarafından patronların insafına bırakılıyor”
Video için play'e tıklayın

Özel sektörde çalışan öğretmenler, bugün TBMM önünde taban maaş haklarının geri verilmesi için açıklama yaptı. Açıklamalarında, “Millî Eğitim Bakanlığı, tabelasında ‘MEB’ yazan tüm kurumların bakanlığıdır. Ve bunların tamamından sorumludur. Oysa bugün emeğimiz doğrudan doğruya MEB tarafından patronların insafına terk ediliyor. 2014’te elimize çalınan taban maaş hakkımızı istiyoruz” diyen öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin gelene kadar Meclis önündeki Milli Egemenlik Parkı’nı terk etmeyeceklerini açıkladı. Öğretmenler ile polisler arasında gerginlik çıktı. 

Özel Sektör Öğretmenler Sendikası, bugün TBMM Çankaya Kapısı’nın yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda açıklama yaptı. “Sömürünün Yarattığı Enkazdan Mücadeleyle Çıkacağız” pankartı taşıyan öğretmenler sık sık “Taban maaş hakkımız, geri alacağız”, “Öğretmenin birliği sermayeyi yenecek”, “Umutsuz değil, sendikalıyız” sloganları attı. Öğretmenlerin açıklamasına CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca destek verdi.

“MÜCADELE DERSİNİ ÖĞRETMENLER VERECEK”

Öğretmenler şu açıklamayı yaptı:

“Bizler yıllardır asgari ücret seviyesinde, altında ya da biraz üstünde çalışmak zorunda kalan öğretmenleriz. Süreli sözleşmelerle, tek taraflı cezai şartlarla, gizlilik sözleşmeleriyle bir kısır döngünün içine hapsedilen öğretmenleriz. Vasıfsız işçi muamelesi yapılarak, mesleki onuru ayaklar altına alınan öğretmenleriz. Patronlar tarafından işsiz bırakılma korkusu her an yüzüne yüzüne körüklenen öğretmenleriz. Biz bir ailesiz safsatalarıyla duygusal mobbinge uğrayan, sözleşmedeki ders saatleri üzerinde yaptığımız dersleri ve angarya çalışmalarını, fazla mesai ücretlerine asla alamayan öğretmenleriz. Sindirilen, susturulan, insanca yaşayacak bir maaş ve ücret için pazarlık hakkı dahi tanınmayan öğretmenleriz. Nasıl olsa sesini çıkarmaz diyerek, insanlık dışı yoğunlukta ders saatleri ile çalıştırılan; güvencesizliği iliklerine kadar hisseden, gelecek planlarını hiçbir koşulda yapamayan; devletin bütün bileşenleri tarafından ayrıştırılıp, ötekileştirilen öğretmenleriz.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANI RESMİ OKULDAKİ MESLEKTAŞLARIMIZA ‘BENİM ÖĞRETMENİM’ DERKEN, BİZLERİ ‘BAŞARISIZLIKLA’ İTHAM ETMEDİ Mİ”

Bu kulaklar, bir milletvekili tarafından; Özel sektörde çalıştırılan öğretmenlerin taban maaşı zaten asgari ücrettir” dediğini duymadı mı? Milli Eğitim Bakanı ise resmi okuldaki meslektaşlarımıza ‘Benim öğretmenim’ derken, bizleri ‘başarısızlıkla’ itham etmedi mi? Toplu iş sözleşmesi hakkımızı engelleyenler kimler? Sorunlarımızın üzerine gitmezsek, çözümler ayağımıza gelmeyecek. Bu nedenle bugün Ankara’dayız. Bu nedenle muhatabımız, TBMM. Taban maaş talebimizi; yine, yeniden, var gücümüzle duyurmak için, ortak mücadelemiz için; amaçlarımızda söz birliği etmek için buluştuk. Mücadele dersini öğretmenler verecek.”

Bir özel sektör öğretmeni şunları söyledi:

“Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri, asgari ücrete; hatta birçok kurumda, asgari ücretin de altındaki ücretlere mahkûm edilmek isteniyor. Patronların, öğretmenleri mahkûm etme çabası, yalnızca ücretlerle sınırlı kalmıyor. Kendimizi asla geçindiremeyeceğimiz bu ücretlerle kamudaki meslektaşlarımızın iki-üç katı derse giriyoruz. Bu da yetmez gibi ücret karşılıkları olmaksızın, zorla yazılan etüt ve özel dersleri yapıyor; haftada iki-üç kez nöbet tutmak zorunda bırakılıyoruz.

“YUSUF TEKİN ÇIKTIĞI HER KANALDA PATRONLARI SAHİPLENİCİ TAVIR TAKINMAKTADIR”

12 aylık belirli süreli iş sözleşmeleri bizi mevsimlik işçi statüsüne sokuyor. Dahası yasal olan bu sözleşmenin çiğnenip, sözde 10 aylık sözleşmelerin dayatılması, bizi ülkedeki en güvencesiz emekçiler arasına sokuyor. Özel sektör eğitim emekçisi, bizzat Milli Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamayan Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bakanlığı en üst derecede temsil eden Sayın Bakan Yusuf Tekin çıktığı her kanalda patronları sahiplenici tavır takınmaktadır. Bundan dolayı, özel sektör eğitim emekçileri, bu fiziksel, maddi sıkıntılarının yanında bir de psikolojik travmalarla boğuşup derin düş kırıklıklarına boğuluyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, tabelasında ‘MEB’ yazan tüm kurumların bakanlığıdır. Ve bunların tamamından sorumludur. Oysa bugün emeğimiz doğrudan doğruya MEB tarafından patronların insafına terk ediliyor. 2014’te elimize çalınan taban maaş hakkımızı istiyoruz. Bu hak 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun dokuzuncu maddesinin, ikinci fıkrasında 2014’e kadar var olan bir hükümdü. Taban maaş hakkımız, patronların isteği ve Meclis’te yasa yapıcıların kararı ile bir gecede elimizden çalındı. Bunun sonucu olarak bütün ataması yapılmayan yüzbinlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumları sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir.

“ANAYASAYA UYGUNLUK KONUSU TARTIŞMAYA AÇIK BİR KONU DEĞİLDİR”

Sayın Bakan, ‘Anayasaya uygunluğu açısından zihnimizde soru işaretleri oluşuyor’ dedi. Zaten yıllardır bizim olan, sermayenin isteği ile bizden koparılan ve dahası eşit işe eşit ücret ilkesi gereği; bizzat bizim anayasal hakkımız olan taban maaş hakkı; Sayın Bakan’ın dile getirdiğinin tersine, anayasa uygunluğu tartışmaya açık bir konu da değildir.

“MEB ADINA KARA BİR LEKEDİR”

İşte tam olarak bu nedenle taban maaş hakkının yeniden yasalaşması ve bize iadesi Meclis’te; başta hükümet olmak üzere tüm siyasi partilerin ve vekillerin sorumluluğundadır. Bugün Ankara’da, TBMM önünde bir araya gelen özel sektör eğitim emekçileri, yerlerde çiğnenen öğretmenlik meslek onurunu hak ettiği yere getirmek için buradadır. Eğitimin sermayeye emanet edilmesi ve sermayenin yaptığı tüm hukuksuzlukların, usulsüzlüklerin görmezden gelinmesi, denetlenmemesi Millî Eğitim Bakanlığı adına bir kara lekedir.

Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, anaokullarında, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan eğitim emekçilerinin bugün tarihi bir fırsatı vardır. Bu fırsat; Özel Sektör Eğitmenleri Sendikası’nın onlar için tüm dar alanları zorlaya zorlaya açtığı yoldadır. Bu yolun tıkanmaması için, çıkmaz bir yol haline gelmemesi de tüm özel sektör öğretmenlerinin sorumluluğundadır.

“KENDİLERİNE YALNIZCA PATRONLARI MUHATAP GÖRENLERE…”

Bugün insanca yaşamak için buradayız. Kendilerine yalnızca patronları muhatap görenlere Türkiye’nin dört bir yanından öğretmenler geldi, siz neredesiniz diye sormak için buradayız. Eğitim tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız. Bugün asgari yaşama, ücretli köleliğe isyan etmek için buradayız. Mücadele dersini öğretmenler verecek, taban maaş hakkımız geri alacağız.”

Öğretmenler açıklamalarının ardından, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in parka gelmesini ve kendileri ile görüşmesini talep etti. Öğretmenler ile polis arasında zaman zaman gerginlik çıktı.

29 Oca 2024 - 16:20 Ankara- Eğitim



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.


Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler