Akşener, Samsun’da!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Samsun’da; “İYİ Parti’nin her bir ferdi, bağımsız bir Türkiye’nin, hür ve müstakil bir Türkiye’nin inşa edilmesi için yola koyulan Atatürk’ün arkasından gidenlerdir. Onun için de bugün, biz özü başımıza, manda ve himayeyi reddederek, bu yerel seçimlerde hem AK Parti’nin hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin kulaklarını çekecek olan seçmenimizin teveccühü ile Samsun başta olmak üzere pek çok yerde belediyeleri alacağımıza inancım tamdır” dedi.

Akşener, Samsun’da!
Video için play'e tıklayın

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Samsun’da; “İYİ Parti’nin her bir ferdi, bağımsız bir Türkiye’nin, hür ve müstakil bir Türkiye’nin inşa edilmesi için yola koyulan Atatürk’ün arkasından gidenlerdir. Onun için de bugün, biz özü başımıza, manda ve himayeyi reddederek, bu yerel seçimlerde hem AK Parti’nin hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin kulaklarını çekecek olan seçmenimizin teveccühü ile Samsun başta olmak üzere pek çok yerde belediyeleri alacağımıza inancım tamdır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün Samsun’da, partinin Teşkilat Buluşması programına katıldı. Akşener, şunları söyledi:

“AYAK İZİNDEN GİDİYORUZ”

“Bugün yine, yeniden Samsun’dayız. Dün Sivas’taydım. Sivas Kongresi’nin olduğu, manda ve himayenin reddedildiği şehrimiz. Samsun, Atatürk’ün ilk adımı attığı, manda ve himayenin kabul edilmemesi için yola çıktığı, burada kucaklandığı; kurtaran şehir Samsun’dayım. Atatürk’ün ayak izinden gidiyoruz…

Uzun bir yolculuğa çıkmıştık. 2017, 25 Ekim tarihinde. Orada, iki yumruk arasına sıkıştırılmış milletimizi, seçmenimizi; birbirine düşman ettirilen gençlerimizi, kayıkçı kavgasının öznesini olmaktan çıkarıp millet ve seçmen veli nimettir diyen, çözüm üreten, projeler üzerinden rekabeti yeniden inşa eden, seçmenin çırak çıktığı bu ucube sistemi ortadan kaldıran; yeniden sesi duymanın, yeniden Cumhuriyet’in kuruluş ayarlarına dönülmüş bir Türkiye’yi inşa etmek üzere yola çıktık.

“DAYAK YEDİK, İTİLDİK KAKILDIK”

İşimizin zor olduğunu biliyordum, buradaki arkadaşlarımız da biliyordu. Hepimiz; iftiralara uğradık, isnatlara uğradık, dayaklar yedik, itildik kakıldık bir Allah’ın kulu geri adım atmadı. Çok zordu. Bir şeyi başardık, var olmayı başardık; seçmenimizin, milletimizin gözünün bize değmesini başardık.

“İTTİFAKLAR MODELİNE ÇIRAK ÇIKMA PAHASINA KATILDIK”

Birinci önceliğimiz bu ucube sistemi ortadan kaldırmaktır, değiştirmektir dedik. O sistemin dayattığı ittifaklar modeline doğal olarak faydamız dokunsun diye, çırak çıkma pahasına katıldık. 24 milletvekili arkadaşlar aldı. 2019, işbirliğinin gücünü bu sistemi değiştirmek üzere ortaya koyabilmek adına yeniden ittifak yaptık. İstanbul, Ankara gibi pek çok büyükşehir Millet İttifakı’nın uhdesine geçti.

Ama 2023, maalesef başarısız olduk. İstanbul’u, Ankara’yı Millet İttifakı’nın yani CHP’nin başta olduğu, onlar adına seçime girildiği CHP’nin kazanmasının, 2023’ü kazanmaya yetmediğini hep birlikte gördük. O zaman; biz de kuruluş ayarlarımıza… Biz ne için kurulmuştuk? Biz bu iki yumruğun arasında şakaklarına yumruk yiyen aziz milletimizi; değerleri üzerinden dövülen milletimizi buradan kurtarıp, yeniden siyaset denilen şeyin millete hizmet olduğunu hatırlatıp, onun üzerinde yürüyüp, hür ve müstakil olarak seçime girmeye karar verdik. O andan itibaren…

Atatürk, yola çıkarken yorgun komutanlar… 1. Dünya Savaşı sonrası en yüksek insan kaybı bizim ordumuzdadır. Anadolu’da, analar doğurmuştur, savaşta çocuklar şehit ve gazi olmuştur. Yıkık, kırgın bir Anadolu, karşındadır… Hakikaten yorgun, yılgın komutanlarla karşı karşıyadır. Devlet adamları arasında, şu tartışılır: İngilizlerin himayesi mi, Amerikan mandası mı? O kadar ilginç şeyler konuşulur ki… Bir kişi çıkar, der ki ‘Ne İngiliz himayesi ne Amerikan mandası. Yıkılsa da dökülse de ben bu milletin ferasetine, ayağa kalktığı zaman hangi gücü ortaya koyacağına inanıyorum. Tek kişi kalsam dahi, hür ve müstakil bağımsız Türkiye’nin kurulması için canımı, istikbalimi vermeye hazırım’ der. O kişinin adı Mustafa Kemal’dir. Ona da çok şeyler denir. Ama yola çıkar, Samsun’a gelir. Samsun’da, Samsunlular ona sahip çıkar. Ve yolculuk başlar… Bize bunları hep unutturdular, unutturmaya gayret ettiler. Bir taraftan Atatürk’e duyulan düşmanlık, kıskançlık; bir tarafta bambaşka konularda ortaya konulan absürt davranış biçimleri.

“AK PARTİ’YE KAZANDIRMAMAK İÇİN SAMSUN’DA NİLAY KARDEŞİME, İMREN KARDEŞİME OY VERİN KAZANMASIN…”

İYİ Parti’yi bu ülkeye hizmet etmek amaçlı kurduk. Bu bir risk. Bu riskin alınması gerektiğine; Türkiye için milletimiz için şart olduğuna inandığımız için seçimlere hür ve müstakil olarak girme kararı aldık… Aslında bu kayıkçı kavgasından tepedekilerin hepsi memnunmuş. ‘Aday çıkarırsanız, AK Parti kazanır.’ AK Parti’ye kazandırmamak için Samsun’da Nilay kardeşime, İmren kardeşime oy verin kazanmasın… Ama bu ne biliyor musunuz? Dedim ki kendi kendime ‘ben 1919’ları mı yaşıyorum?’  Bir taraf diyor ki şunun himayesini… Ben İngiliz himayesini istemiyorum. Öbürü de diyor ki, ‘Mandayı kabul et.’ Hayır. Ben Amerikan mandasını da istemiyorum. Siz de istemiyorsunuz. Biz, Türk için Türk’e göre bir davranış istiyoruz. Esas mesele bu. Türk adının söylenmesinden korkulduğu bir Türkiye’de ve bebek katilinin Meclis’te övüldüğü, övülme esnasında İYİ Partililer dışında herkesin gökyüzüne bakıp ıslık çaldığı bir Türkiye’de, andımızın yasaklandığı bir Türkiye’de; neden rahatsız oldular? ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’dan rahatsız oldular.

“BİZ ÖZÜ BAŞIMIZA, MANDA VE HİMAYEYİ REDDEDEREK…”

Ama, çok enteresan; bir bakıyorsunuz sonuç itibarıyla 1919’daki herkes birbirini pışpışlamakla meşgul. Ben de dahil olmak üzere İYİ Parti’nin her bir ferdi, o günün; bağımsız bir Türkiye’nin, hür ve müstakil bir Türkiye’nin inşa edilmesi için yola koyulan Atatürk’ün arkasından gidenlerdir. Onun için de bugün, biz özü başımıza, manda ve himayeyi reddederek, bu yerel seçimlerde hem AK Parti’nin hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin kulaklarını çekecek olan seçmenimizin teveccühü ile Samsun başta olmak üzere pek çok yerde belediyeleri alacağımıza inancım tamdır.

Dün ben, Sinan Ateş’in kızının, babasının katillerinin yakalamaması nedeniyle 8-9 yaşındaki kızının nasıl bir çile çektiğini, nasıl bir korku içinde yaşadığını, Sivas’ta anlattım. Bir devleti yönetenlerin, bu yaştaki bir çocuğun, babasının torbacılar tarafından katledilip, şehit edilip; ondan sonra da kulak üstüne yatmasının kabul edilemeyeceğini, hukuka, adalete sığmayacağını; devleti yönetenin, devlet denilen kavramın, mekanizmanın o çocukların korkularını ortadan kaldıran bir görevi olduğunu hatırlattım. Namertlik olarak niteledim, hala namertlik olarak nitelendiriyorum; bu katliamı. Ve orada bir şey dedim: Benim yaşımdakiler bilecektir, biz 70’li yılların gençleriydik. Ülkücüler ve solcular olarak ayrılmıştık. Keşke olmasaydı. Ama o tür; birbirimize, ortaya koyduğumuz düşmanlıklar sebebiyle, yaptığımız eylemleri, işlediğimiz suçların mert bir şekilde, açık net ortada olduğunu söyledim ve ‘O gün bizler korkmazdık’ dedim. Sen şuysan bilirdik, ben buysam bilirdik; korkmazdık. Bugünün Türkiye’sinde; sırtından ne geleceği belli değil bir Türkiye’nin bu tür davranış biçimlerinin, bu tür katliamların namertlik olduğunu söyledim.

Şimdi ne oldu? Ses nereden geldi? Ses, ‘demli kafalardan’ geldi. Benim için şereftir. Beni suçlayan, bizleri suçlayanların, her türlü namertliği yapan, namertler şebekesi olan PKK’nın yaptığı namertlikleri suçlamadığını biliyoruz. Siz namertsiniz.

Romantik romantik konuşanlar. Naz bebeği öldürttünüz, Fırat Çakıroğlu’nu şehit ettiniz., Yasin Börü’yü şehit ettiniz, Eren Bülbül’ü, Fethi Sekin’i, Aybüke öğretmeni şehit ettiniz. Ve pişmanlık duymadınız. O emri veren bebek katilini Meclis kürsüsünde övdünüz, size ne oradan, ne buradan ‘ne yapıyorsun ulan’ diyen olmadı; ama ben diyeceğim, siz diyorsunuz, denilecek… Bu ülkede bebek katillerinin, katilinin ve onun namert şebekesinin övüldüğü bir TBMM, bir Gazi Meclis olmaz. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Aynı 1919’daki İngiliz himayesi, Amerikan mandacılığı…

“BİZ BUNU REDDEDİYORUZ”

Şimdi hür, bağımsız giriyor ya İYİ Parti; bu iğrenç dilin karşısında, demokrasi diyerek kulağını, gözünü, kalbini karartıyor bazıları, bundan yüz alıyor ya bu namertler… Bunun sebebi, bütün Kürtlerin temsilcisi PKK imiş, onun uzantısı DEM’miş gibi bir algının yaratılmasıdır. Kürtleri maraba gören, bu namertlerin karşısında seçim kazanmak için iki büklüm durmaktır; işte manda budur, himaye budur. Biz bunu reddediyoruz.

“SONU NE OLURSA OLSUN, DEVAM EDECEĞİZ”

İki taraf da belediyeleri alabilmek için kıvrana, kıvrana bu namertlerle el sıkışmaya çalışıyor. Birisi bebek katilinin mektubunu okutuyor. Öbürü demokrasi diyor. Biz de ayna tutuyoruz, görüyoruz. Bu aynada gördüklerimizin tamamı sahtekarlıktır. Biz bu yolda sonu ne olursa olsun, devam edeceğiz.

Emeklilerin halini konuşmalıyız. En düşük emekli maaşı, asgari ücret kadar olsun. Yani 17 bin 2 lira. Düşük. Asgari ücret, 20 bin lira olmalı… En düşük emekli maaşının asgari ücret kadar olmasını istedik. 10 bin lira yaptılar. Kiradaysa bir emekli, yandı gülüm keten helva. Bütün şehirlerde en düşük kiralar 6 bin lira. Büyükşehirlerde uçmuş, gitmiş. Emekli aç. KYK bursu ve yurdunda kalmak için çocuklar takla atıyor. Hasbelkader girenler asansörden düşüyor. Yemeklerinde kurt, sülük, böcek çıkıyor. Ve küçücük çocuklarımız, aç karnına okula gidiyor… Ben her geldiğimde Samsun’un üzerine kül atılmış gibi, karanlıklaşmış Samsun görüyorum. Eski yapılan evlerin üzerinde bir… Bakımsız bir Samsun ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Birinci adım Samsun Büyükşehir Belediyesi ve ilçelerini almaktır. İmren, başta olmak üzere; kazanılan her alanda iyi belediyeciliğin, sosyal belediyeciliğin her türlü imkanını ortaya koyarak başarılı bir çalışma yapmak zorundalar.

Ben yıllarca şehit ailelerini korumak üzere bir vakıf yönettim. Bu ülkede iddia ediyorum, şehitlerle ilgili mevzuları en iyi bilen insanlardan biriyim. Her gelen iktidar, şehitlerle ilgili bir şeyler yapmaya çalıştı. O kadar darmaduman olan bir yönetim anlayışı oldu ki, şehitlerin ailelerinin sesini duyan bir merci yok. Bir insan her şeyi yapabilir mi, yapamaz… Bu tuhaf sistemi değiştirmek Allah bize nasip edecek, inşallah. Tekrar söylüyorum; manda ve himayeye hayır.

 

20 Oca 2024 - 11:09 Samsun- Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.


Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler