“Dokunma keyfine yalan dünyanın”

Bundan yaklaşık bir hafta önce bir vesileyle iki ayrı kişiyle tanıştım. Biri genç bir erkek, diğeri de genç bir bayan. Birbirinden ayrı yer ve zamanlarda her ikisine de çeşitli sorular sorarak kısaca tanımaya çalıştım. Aslında birinin kısa hikâyesini sosyal medyada paylaşmıştım ama yazı bütünlüğü açısından burada da tekrar paylaşacağım. İkisini bir araya getirdiğim zaman, tıpkı güneş ile ay bir araya geldiği zaman güneş ya da ay tutulması olduğu gibi, bu olayları da bir araya getirdiğim zaman sizi bilemem ama bende akıl tutulması oldu. Yani olayları aklım almıyor. Bahsedeceğim olaylar herkesin malumu olan ama artık toplumun tamamen kanıksadığı cinsten olaylar. Bu yönüyle de toplumda bir akıl tutulması yaşandığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Önce beyefendi ile yaşadığım ve sosyal medyada da paylaştığım diyalogu paylaşayım:

-Ne iş yapıyorsunuz?

-Fabrikada çalışıyorum hocam, bakım ustasıyım.

-Uykusuz gibi görünüyorsun, benim bildiğim bakım ustaları işe hep gündüz giderler.

-Bu günlerde sürücü eğitimi aldığım için mesaiyi geceye aldım ama uykusuz değilim aslında. Dün, fabrikada ancak üç kişi ile yapılabilecek bir işi tek başıma hallettim ama çok yoruldum. Onun etkisidir.

-İşlerin nasıl iyi mi?

-Eh hocam. İdare ediyoruz.

Biraz suskunluktan sonra...

-Aslında sürücü eğitimi için işyerinden izin almayı düşündüm ama izin istediğim zaman tersleniyorum ve bir hafta-on gün surat asıyorlar.

Bu durum karşısında kızdığımı ve üzüldüğümü ifade ettim. Sonra devam etti:

-Cuma namazı için izin istediğim zaman da üç gün surat asıyorlar. Bir hafta izin verirlerse diğer hafta vermiyorlar.

-Başka fabrikaya gitmesin diye, işten çıktığımızda tazminatımızı da vermiyorlar.

-Daha önce yedi yıl çalışmış bir arkadaşım deprem sonrasında, eşinin deprem korkusundan dolayı il dışında iş bulunca gelip tazminatını istedi ama vermediler.

-Peki mahkemeye başvursanız alamıyor musunuz?

-Uzun sürüyor hocam mahkeme. Hem oralarda da adamları var. Hiç bir şey çıkmıyor.

Boğazım düğümlendi, diyecek söz bulamadım. Sahi kölelik ne zaman kalkmıştı?

Şimdi de genç bayan ile yaşadığım diyalogu paylaşayım:

- Ne iş yapıyorsunuz?

- Hemşireyim hocam?

- Devlet hastanesinde mi?

- Hocam oradaydım, torpille girmiştim ama sonra oradan çıkıp bir özel kliniğe geçtim.

- Neden? Devlet memurluğu bırakılıp özel kliniğe geçilir mi?

- Çok iş veriyorlardı hocam. Hem zaten henüz devlet memuru da değildim. Şimdi de torpille tıp fakültesi hastanesine gireceğim.

- O işler torpille oluyor mu? Herkes ömrünü verip KPSS çalışıyor ama?

- El altından oluyor hocam. Üç yıl çalıştıktan sonra da devlet memurluğu kadrosuna geçiliyor.

Bu diyalogları okuyunca “Hoca da sanki sorgu memuru olmuş” diye düşünmeyin. Bu konuşmalar rastgele muhabbet olsun diye gelişen spontane konuşmalar.

Şimdi bu iki olay ile ilgili ben herhangi bir yorum yapmadan sözü Mahzuni Şerif ustaya bırakıyorum:

Dokunma keyfine yalan dünyanın,

İpini eline dolamış gider.

Gözlerimin yaşı bana gizlidir,

Dertliyi dertsizi sulamış gider.

Kimi hızlı gider uzun yol tutar,

Kimi altın satar kimi pul yutar,

Kimi soğan bulamaz kimi bal yutar,

Kimi parmağını yalamış gider.

Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni,

Bazı Şerif olur bazı Mahzuni,

Yurdunda anasız kuzu Mahzuni,

İnsanlık ardından melemiş gider.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Boz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

A Türkiye, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler