Emeklilik, Anayasa ve Fitre masalı

Gelin, birlikte bir perde açalım ve günümüzün büyük oyununa bir göz atalım. İşte karşınızda, gururla açıklanan müjdelerle dolu bir sahne: Emeklilik!

Evet, doğru duydunuz. Emeklilik, sanki bir armağanmış gibi sunulan bir hak! Kimse keyifle bağış yapmıyor elbette, zira emekliler de bu şatafatı değil, emeklerinin karşılığını istiyorlar. Hakkını arıyorlar, yoksa iktidarın gözlerinde ışıl ışıl bir yük olarak mı algılanacaklar?

2024 yılı emekliler yılı oldu. Oldu ama…

Yarası derin mi derin!

Avrupa bizi kıskanırken, kıskanmayı bırakın, Avrupa'daki emeklilerin yaşam standartlarını bilmek bile yokmuş gibi davranıyorlar. Ülkemizde en düşük emekli maaşıyla bile ev kirası ödenemeyecek bir gerçekliğe sahipken, nasıl olur da 'emeklilerin yılı' ilan edilebilir?

ENAG verilerine göre 12 aylık enflasyon oranı yüzde 129,11, aynı oran TÜİK verilerine göre yüzde 54,72 ama hissedilen oran yüzde 120'nin üzerinde. Demek ki ya görmüyorlar bu insanları ya da görmezlikten geliyorlar. Gerçekten de, TÜRK-İŞ'in açıkladığı rakamlara bakarsak, açlık sınırı 15 bin TL, yoksulluk sınırı ise 49 bin TL olmuş. Bu durumda, ülkedeki 16 milyon emeklinin tamamı yoksulluk sınırının altında, 10 milyonu ise açlık sınırının altında yaşıyor. Utanmıyorlar mı acaba?

Şu sözleşme zamanı sendikalar bu açlık ve yoksulluk açıklamalarını unutmasalar keşke… Masaya oturunca, bakanın ulvi cazibesinde eriyip gidiyorlar sanırım.

İktidar zirvesine tırmanırken, asgari ücretle emekli maaşı arasındaki makas giderek açılmış. Eskiden en düşük emekli maaşı, asgari ücretin neredeyse iki katıymış, ama şimdi bu oran 3'te 2'ye düşmüş.

Ortaya çıkan tablo açık: İktidarın yanlış politikalarıyla geniş halk kitleleri fakirleşirken, zenginler daha da zenginleşmiş. Orta sınıf yok olmuş; sadece zengin daha zengin, halk ise daha fakir hale gelmiş.

Ve tabii ki, gıda ve barınma gibi temel haklardan mahrum bırakılan emeklilerimiz var. Sosyal devlet ve sosyal belediyecilik, sadece yandaşlara gülümsemek için kullanılmış.

İktidarın gözünde, oy vermeyenler adeta yokmuş gibi davranılıyor. Komşusu açken tok yatan bizden değildir diyen peygamberin ümmeti değil miyiz?

 Ne çabuk unuttuk değil mi? Peygamberi değil unutmadık da çıkarlarımıza alet ettik sözlerini… Öyle değil mi? Din bu ülkede en güçlü sömürge aracı değil mi? Bırakın insanları dinlerini yaşasınlar. Sistem, mücahit olanı kalpazan haline getirdi.

Emekli; çarşıya gidemez, torunlarına hediye alamaz duruma düşmüş. Yıllarca çalışan ve emeklilik primi ödemesini peşin yapan ve gelecek ile ilgili hayalleri olan milyonlar muhtaç hale gelmiş. Ne kadar güzel, çıkıp konuşması çok güzel; “Enflasyona ezdirmeyeceğiz.”

Ah ah emekli hayal kuramaz hale gelmiş. Gönül belediyeciliğinde kefen Belediye’den ne de olsa…

Sayın Devlet Bahçeli'nin Anayasa Mahkemesi hakkındaki görüşleri, adeta bir stand-up gösterisi mahiyetinde. Kendisinin mahkemeyi eleştiriye açma konusundaki çabalarını gördükçe, sanki hukuk alanında bir stand-up gösterisine tanıklık ediyormuşuz gibi hissediyorum. Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlali' kararlarına bakış açısıyla ilgili yaptığı yorumlar, adeta bir mizah şölenine dönüşmüş durumda. Fazla söze gerek yok, yıllardır yeni anayasa çalışmaları her seçim öncesi dile getirilir. Sayın Devlet Bahçeli de konuşmasında, “Milliyetçi Hareket Partisi 100 maddelik yeni anayasa teklifiyle hazırlığını çoktan tamamlamıştır.” dedi.

Bu hazırlanan anayasa teklifine AK Parti mi sıcak bakmıyor? Yoksa laf olsun torba dolsun, sabah ola hayrola lafügüzafları mı?

Komedyenlerden bir tanesi de Özgür Özel, fitre üzerinden bir hesap yaptı; gülsek mi ağlasak mı bilemedim.

Aklıma yine Devlet Bahçeli’nin Balıkesir mitingindeki konuşmasında “İki Keklik” türküsünün hikâyesini anlatıp türkünün sözlerini şiir olarak okuması geldi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Ramazan ayına girerken fitre miktarını artırarak adeta bir mucizeye imza attı! Geçen sene 70 lira olan fitre, bu yıl 130 lira oldu.

Bir yanda TÜİK, diğer yanda Diyanet İşleri Başkanlığı…

Diyanet İşleri Başkanlığı, bir kişi oruç tutmuyorsa kendisi yerine oruç tutan bir kişinin fitresini vermek, onun bir günlük gıda ihtiyacını karşılamak için gerekli parayı 130 lira olarak hesaplıyor.

Özgür Özel, “Bir yanda Tayyip Erdoğan'ı dinleyip üç çocuk sahibi olan beş kişilik bir ailenin 130 liradan bir aylık ihtiyacının 19 bin 500 lira olduğu gerçeği var. 19 bin 500 lirayla sadece 5 kişilik bir ailenin karnı doyabilir diyor Diyanet İşleri Başkanlığı. Diğer tarafta 17 bin 2 lira vererek sen aileni geçindirebilirsin diye asgari ücreti belirleyen bir iktidar ve en düşük emekli maaşını da 10 bin lira yapıp bu 10 bin lirayla emekliler geçinebilir diye onlara bu fiyatı dayatan bir iktidar var.” diyor.

İktidar, insanları geçim sıkıntısıyla baş başa bırakırken Diyanet'in fitre miktarını yükseltmesi gerçekten ironik değil mi? Belki de önümüzdeki yıllarda, fitre miktarıyla emekli maaşı arasında bir rekabet başlar ve insanlar 'acaba bugün hangisi daha fazla?' diye düşünür. Emeklilik bir onurdur; Aile’nin birleştiği yuvadır, torunların sarıldığı çınardır. Hiç bu kadar ezildi mi emekliler? Hani, “Ezdirmeyeceğiz” derken de vicdan kabul etti mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

A Türkiye, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler