Hakikate Adanmış Yalnızlardan Birkaçı ve Ebu Zer Gıfari

Ya da HAK ve HAKİKATİ dönemsel olarak insan ve vicdan üzerinden seslendirenler;

* “Aç sabahlayıp da içinde yaşadığı topluma kılıcını çekmeyene şaşarım" sözü ile maruf! Ömrünü ‘AÇ’ları doyurma uğruna seren sonra da sürgün edildiği Rebeze köyünde açlıktan ölen, İslam’dan önce de kervanların önünü keserek topladığı paraları fakirlere dağıtan döneminin Robinhood’u, bir isyan adamı Ebu Zer’den,

* “Bir yerde yemek yemek üzereyken, senden daha muhtaç biri bulunduğunu bildiğin zaman, o yemeği yememendir tevekkül.” diyen Tâbiîn dönemi Türk İslamının öncüsü Hallacı Mansur’dan,

* “Eğer bir mahallede bir kişi açlıktan ölüyor, kimse fark etmiyorsa o mahallenin hepsi katildir.” diyen İbn Haldun’dan,

* “Yoklar doymadığında varlar ağlamıyorsa dünya tez yıkılır.” diyen Hoca Ahmed Yesevi’den,

* “Ben herkesi rahatlatmak için gelmedim, rahatları rahatsız etmek için geldim.” diyen Ali Şeriati’ ye…

* “Açları doyurdum, kahraman dediler. ''Bu açlık neden var? dedim, komünist dediler" diyen CHE'ye...

* …ve “İnsanları doyurduğum zaman bana AZİZ diyorlar, ‘neden aç?’ diye sorduğumda bana komünist diyorlar.” diyen 1999’da göçüp giden Brezilyalı Papaz Helder Camara ile adlarını anamadığım onlarca yalnıza kadar her birine ebedi alemde rahmet diliyorum.

Muhammedî İslam’da isyankar bir varlıktır ve bir prototiptir Ebu Zer Gıfari. Kalabalıklar içinde yalnız yaşayan Ebu Zer’in “Evinin eşyaları nerede?” diye soranlara cevabı “Öteki evime gönderiyorum.” olmuş. (Öteki evim dediği öbür dünya.) “Yalnızlık zor değil mi, neden yalnız yaşıyorsun?" diye soranlara ise o “İnsanlar daha zor." demişti. Ebu Zer’i dillerine dolamış günün (Müslümanım diyen) münafıklarını izlerken, bir an insan olmayı andım. Zira insan olmadan Müslüman olunmuyor. İnsanın en iyi tanımı ise isyankar bir varlık oluşudur. İşte Ebu Zer tam da isyankar bir varlıktır. Bu “Allah’a boyun eğmek, insanın kendi benliğine karşı isyan etmesi demektir.” İsyan eden adam olmak, adeta insanlıkla allahlık arasında bir geçit haline gelmektir. Bu, insanlığın ilahi tabiata iştirakidir.

O Halife Osman döneminde idarenin gereksiz harcamaları ve bazı insanların mal biriktirme eğiliminde olmalarından dolayı “Tevbe sûresinin 34. ile 35. Ayetlerini” hayatının merkezine almış ve ömrünü ‘AÇ’lar uğruna sermişti.

Rivayet o ki bir gün Halife Osman, Ebu Zer’in de bulunduğu mecliste ‘‘Zekatı verilen malda başkasının hakkı var mı?’’ diye sorunca Ka'b el-Ahbâr ‘‘Ey Müminlerin Emiri hayır.’’ cevabını verdiğinde Ebû Zer, Ka’b’ın göğsüne vurarak “Ey Yahudi’nin oğlu yalan söylüyorsun.” demişti.

Her hal ve şartta hakikati haykırmaktan asla geri durmayan Ebu Zer, “Eğer yer yüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece zanna uyarlar ve saçmalarlar.” (Enam- 116) ayetinin adeta fiilen tebliğe memur militanı idi.

İnsanlık tarihine bakın, “Hakikati ancak küçük grupların söylediği, yalnızların haykırdığının yanında hakikatin yalnız ve azınlıkta kaldığı, kalabalıkların hakikat üzerine olmadığı” gerçeğini görürsünüz. Dahası bazen bu ölümsüzlük kozunu oynayan haklı yalnızların adımlarını yere vuruşu, haksız kalabalıkların gürültüsünden daha sarsıcı ve de kalıcıdır.

Yani hakikat bazen;

bir yetimin bakışından, bir mağdurun duruşundan,

bir mazlumun isyanından,

bir ozanın mızrabından, telinden, bir şairin şiirinden, dilinden düşer!

Hakikatin en büyük düşmanı korsan hakikattir! En büyük çilesi ise kiralık ağızlar tarafından dillendirilmesidir. Onlar hakikatten dem vurdukça siz hakikatin kendisinden soğursunuz. Yani hakikatler her ne kadar örtülse ve örülse, umursuzluğun bahtına bırakılmış değersizleştirilmiş olsa da "külleniş, uykudaki kıvılcım" gibidir! Günü ve zamanı gelince bir alev topu ile kasırgaya dönüşür. O hakikatlerin bani ve fanilerinin yarattığı toplumsal yankıları, imparatorluklar yaratamamıştır. Öyle ki hakikatlerin sevdası gök kubbede, sırrı yağız yerdedir. Şu gerçek iyi bilinmelidir: "İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz." Çoğu insan kalabalıkların içinde yönlendirilir.

Hakikate Adanmış Yalnızlardan Birkaçı ve Ebu Zer Gıfari

Ebu Zer’in yalnızlığı "insan’ı" çoğaltan yalnızlıktır ve yabancı bir şarkı gibi, dinleyeni çok ama anlayanı azdır.

İşte bu yalnız; aynı zamanda yaratıcı ruhun da taşıyıcısıdır. Yaratıcı ruhun arkadaşı olmaz! Olursa zaten yaratıcı ruh olmaz! Büyük ruh iste böyle bir benliktir. Hem kitlelerle birlikte olur hem de yapayalnız bir başına yaşar. İşte bu manada en makbul yalnız; beyni en dolu, vicdanı en hassas, yüreği en kalabalık olandır. Ondandır; yalnız yaşamakla beraber yaşatmak için gelirler ki ölümsüzlük budur.

Sanırım Hz. Ali’nin “Allahım yalnızlığımı artır.” diye duası bundandır. İnsanlık tarihine bakınca bu yalnızların verdiği mesajları han, hakan, kral vb. imparatorluklar verememiştir!

İşte insanlığa evrensel ışık vicdanlara rehber olmuş ve ömrünü AÇLAR uğruna hasreden Ebu Zer bu yalnızlığın prototipidir. Osman ile Muaviye kıskacında sürgün edilerek hapsedildiği Rebeze köyünde açlıktan ölmüştür. “Gece yatağa aç girip sabah kılıcını kuşanmayan adama şaşarım.” diyen bu isyan insanının imanından, Hz. Muhammed'in “Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir.” öğüdüne kadar, kulaklarımızı ve vicdanımızı kapadığımız her çığlık göğsümüzde sancı olsun. Ömrümüz vicdanımız kadar olsun!

Son paragraf “fark eden” bir akademisyenindir:

Ebu Zer bir yol ayrımıdır.

Ebu Zer küllerinden yeniden doğmaktır.

Ebu Zer zalime karşı mazlumun içli çığlığıdır.

Ebu Zer bir tavırdır, bir duruştur.

Ölümün pahasına hakkı ve sabrı tavsiye etmenin, Allah’tan başka hiçbir güce hamd etmemenin, O’ndan başka otorite tanımamanın ve kâinatta yaratılmış olan her şeyin O’nun mülkü olduğu gerçeğinin yaşanmış bir örneğidir.

İslam Peygamberi buyurdu ki ’’Allah Ebu Zer’e rahmet etsin, yalnız yol alır, yalnız ölür ve yalnız diriltir.’’

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Saim Akçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

A Türkiye, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler