Çalınmış hayatlar ve Last Penny

Vokal Evrim Özşuca, Piyanist Nilüfer Verdi, Bass Violen 20 yaşında Barış Öztürk ve muhteşem ritimlerle sizi andan koparan davulda Burak Cihangirli, Last Penny’de zamandan bağımsız müzik ziyafeti sundu. Daha doğru bir tabirle; sese, notalara ve ritimlere kapılmanın yaşamsal bütünlüğü…

Ankara’da olabildiğince kültürel faaliyetlere katılmaya özen gösteriyorum. Resim sergileri, tiyatro, tek kişilik gösteriler, söyleşiler…

Uzaktan izlemeyi sevdiğim karakterlere birkaç adım uzaktan seslenmek gibi bir durumdan bahsediyorum. Last Penny Büklüm ile Gazeteci Ünsal Ünlü söyleşisi sayesinde tanıştım.

Yine sessizce bir köşede oturup, hatıraların tecrübesini dinledim, izledim. “Misafir Odası” konuğu Ünsal Ünlü söyleşisinde Mahmut Çınar’ı keşfetme imkânım oldu. “Medya ve Nefret Söylemi” üzerine çalışmalarından haberdar oldum. Ve müzisyen olması ise başka bir etkileyici nokta…

Ankara’da aradığım ve tutunmak istediğim bir isimdi Murat Çınar, kendisiyle uygun bir zaman diliminde belki tanışırız. Medya ve Kültür üzerine sohbet etmek isterim.

“Medya ve Kültür” birlikteliği son yıllarımızda basın dünyasından adeta silindi. Zevkle okuduğumuz, takip ettiğimiz yazarlar ve yazılar kalmadı denecek kadar azaldı.

Yok olmaya yüz tuttular adeta!

Siyasetle uyanıp, siyasetin tüm etkilerini sert bir kahveyle üzerimizden atmaya çalışarak ayıkmaya çalıştığımız bir yaşamda Ankara’nın sokaklarını adımlarken kültürel mirasımızın savunucuları ve aktarıcıları neden kayboldu diye düşündüm.

Kendine gelmede diyebilirsiniz. Evet, özlemini duyduğum hatıraların ve yaşantıların aktarıcısı gazeteci ve yazarlardan ne kadar uzak kaldığımızın da farkına vardım. Şükrü Erbaş’ın tebessümünde o tatlı mı tatlı köşe yazılarını hissettim.

Aydın Boysan’ı andım…

Nüktedan köşe yazılarını uzun zamandır okumadığımızı hissettim. Ve bu kadar siyasete birkaç saat ara verdiren Burak Cihangirli’nin davul ritimleri oldu. Adeta kafamın içerisinde tepinen siyaset stratejilerini sildi bir anda, temizlik yaptı zihnimde. Düşünsenize bir an olsun siyasetin hızlı deviniminden kurtulup kendinize kalıyorsunuz.

Kültür yazıları, yaşamımızı önemli ölçüde zenginleştirir ve derinleştirir. Okunacak çok kitap vardır, hepsini okuma imkânınız yoktur.

Her alanda kendi kanıtlanmış isimlerin biriktirdiği hazine doğru sorularla ortaya çıkar. Onun için söyleşiler çok önemlidir. Köşe yazıları çok önemlidir.

Sadece kültür diyorum, genelde Kültür ve sanat olarak ele alınır ama Kültür demek insanın yaşamının tüm evrelerini içerir. Sosyolojik yaşam biçiminizi ve sınıfsal zenginliğinizi betimler adeta.

Kültür yazıları bize farklı kültürler, sanat eserleri, tarih ve toplumlar hakkında bilgi verir. Bu sayede dünyayı daha geniş bir perspektiften görmemizi ve yaşamamızı sağlar, birbirimizi daha iyi anlamayı öğretir.

Sanatın farklı formlarını ve derinliklerini keşfederek, estetik deneyimin ötesine geçeriz ve sanatın insan hayatındaki rolünü o doyumsuz sohbetlerde tadabiliriz. Çağlayan gibi konuşanlar, coşkularında coşturanlar.

Kültür yazıları, kendi kimliğimizle ve köklerimizle derinden bağlantı kurmamızı ve üst kimliğimizi korumamızı sağlar.

Farklılıklarımız aslında yaşadığımız toprağın bize sunduğu zenginliktir. Aslında kültür, geçmişten gelenin üzerine yeni keşiflerle hayatı zenginleştirmektir.

Nerede o huysuz ve sempatik eleştirmenlerimiz, lezzetin ve sanatın peşinden koşan, keşfedip insanları sunan gazetecilerin haberleri, köşe yazıları…

İşte bizi ve farklılarımızın zenginliğini, elimizdeki kültür hazinesini alarak kopardılar. Bizi birbirimizden ayırmayı başardılar. Sosyal medyadaki yankı odaları gibiyiz artık.

Farklılıklarımızı değil, benzerliklerimizi körüklüyoruz üstüne egomuzu tatmin ediyoruz. Oysaki zenginlik, tecrübenin bize sunduğu, paylaşıma hazır kültürel hazinesinde saklı…

Ankara’yı keşfediyorum. Bilmediğim sokakların köşe başlarına bellik noktalar bırakarak siyasetten kaçmanın yollarını ararken bulduğum küçük ve tebessüm dolu insanlara merhaba demeyi çok istiyorum.

Yabancıyım ama konuştuklarınız hiç yabancı değil bana. Sadece zamana ihtiyacım var, deprem sonrası Kahramanmaraş’tan geldim ve katıldım aranıza. Sessiz ve huysuz gelebilirim, biraz da sert mizaçlı; korkudandır belki de.

Deprem psikolojisinden kurtulmak zor, öyle an geliyor ki deprem oluyormuş gibi hissediyorsunuz, etrafınızda tutunacak ve korunacak bir şey arıyorsunuz.

İşte benim de sığınağım kültürel etkinlikler oldu. Dağınık bir zihni toparlamaya çalışırken Burak Cihangirli’nin ritimleri o an içinde olsa kendime gelmemi sağladı.

Ne kadar çok zincire vurulmuşuz, hapsedilmişiz. Anlıkta olsa zincirlerin kırıldığı bir anı yaşamak anlatılmaz bir haldi.

Teşekkürler Last Penny, Ünsal Ünlü ve Evrim Özşuca & Nilüfer Verdi Quartet ekibi…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Alyaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak A Türkiye Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan A Türkiye hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler A Türkiye editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı A Türkiye değil haberi geçen ajanstır.



Ankara Markaları

A Türkiye, Ankara ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (554) 334 96 00
Reklam bilgi

Anket Aldandınız mı?
Tüm anketler